Kadın olmak…

KADIN OLMAK…

Merhabalar değerli okuyucular ;
Yeni yazımda, hiç dinmeden kanayan bir yaradan bahsetmek istiyorum.Kadın olarak yaşamanın zorluğu ve bu zorluğun getirilerinden…

Her ne kadar insan olmanın verdiği bir eşitliğe sahipsek de doğada, üzgünüm ki ; bu eşitlik, cinsiyet farklılığı başladığı andan itibaren bozuluyor.Kim ne derse desin, ne kadar eşitlikçi davranmaya çalışırsa çalışsın; hepimiz içimizde bir yerde bize ezberletilmiş bir eşitsizlik olgusunu ister istemez yaşıyoruz.Ya ailemizden, ya komşu-akrabalarımızdan, ya da diğer farklı sosyal çevrelerimizden “kadın” olmanın gerektirdiği (!) gibi davranmak için zorlanıyoruz.Zorlanma da çeşitli suretlerde yaşatılıyor bize. Şiddet denince insanların aklına genelde fiziksel şiddet şekilleri geliyor.Oysa şiddetin öyle çok çeşidi, bilmediğimiz, çoğu zaman farkına bile varmadığımız öyle çok sureti var ki …
Yazımı okuyanların çoğunun “Biz kadınlara değer veriyoruz, kadın-erkek eşitliğini savunuyoruz ! “ şeklinde veryansın edebileceklerini tahmin ediyorum.Herkes kendini bilir, benim kimseye kendini anlatmaya ne halim, ne de yetkim var.Ancak birçoğumuzun farkına bile varmadığı, ya da varmazlıktan geldiği bu şiddet şekilleri konusu üstünde durmak istiyorum.Tabi ki , bunun için bazı alıntılardan faydalanacağım.Bunların ilki ;
“4. Dünya Kadın Konferansı Eylem Platformu ve Pekin
Deklarasyonu‛nda kadına yönelik şiddet eylemlerinin ayrıntılı olarak şu şekilde
tanımlanmıştır .Buna göre kadına yönelik şiddet:
• Dayak dâhil aile içinde meydana gelen fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddet
evdeki kız çocuklarının cinsel istismarı, çeyizle bağlantılı şiddet, evlilikte tecavüz,
kadının cinsel organına zarar verme ve diğer geleneksel uygulamalar, nikâh dışı
şiddet ve istismarla bağlantılı şiddet;
• Tecavüz, cinsel taciz, işyerinde, eğitim kurumlarında ve başka yerlerde
sarkıntılık ve cinsel zorlama dâhil toplum içinde meydana gelen fiziksel, cinsel ve
psikolojik şiddet, kadınların alınıp satılması ve fahişeliğe zorlanması;
• Nerede olursa olsun, devletin yürüttüğü ve göz yumduğu fiziksel, cinsel ve
psikolojik şiddet.
• Kadınlara yönelik şiddetin diğer türleri arasında, silahlı çatışma
durumlarında kadınların insan haklarının ihlal edilmesi, özellikle cinayet, sistematik
tecavüz, cinsel kölelik ve gebeliğe zorlama vardır.
• Kadınlara yönelik şiddet hareketleri, aynı zamanda zorla kısırlaştırma ve
düşüğe zorlama, kontraseptiflerin zorla/baskıyla uygulanması, kız bebeklerin
öldürülmesi ve doğum öncesi cinsiyet seçimini de kapsamaktadır.”

Bunları bilmemizin bizlere bir faydası olacağını düşündüğüm için paylaştım.Gazetelerin 3. sayfalarında gördüğümüz, arada TV haberlerinde karşılaştığımız, yakın çevremizden duyduğumuz o kadar hikaye var ki; anlatmakla burada bitirebileceğimizi sanmıyorum.Halkımın kadına bakış açısını bildiğimden bunları burada aktarmaya da çabalamayacağım.Sadece şunu söylemek istiyorum:

Kadın ; sizin anneniz, kardeşiniz, eşiniz, çocuğunuzdur.Hepsi aynı cinsiyettedir.Ayrımı hak etmez, kabalığı hak etmez, hiçbir şiddeti hak etmez.Kadına yapılan şiddet, tüm insanlığa yapılan şiddettir.Çünkü bir annenin eksikliği, bir çocuğun kişiliğinde açılabilecek en büyük yaradır.Topluma katılırken atacağı adımların, ilk öğreticisidir.Kadın mutsuz olursa, toplum da mutsuz olur…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*