Yaşamak…

Merhaba, değerli okurlar ! Yazımı geciktirmiş olduğum için öncelikle özür diliyorum.Bu haftaki yazım; son zamanlarda sıkça gözlemlediğim ve yazımın bu kadar gecikmiş olmasına da neden olan bir durumla ilgili: Pozitif ve negatif insanlar.
Sorunları olmayan insan var mıdır sizce ? Bence yoktur.Sorunun büyüklüğü ve şiddeti ise insanın dayanıklılık gücüne bağlıdır diye düşünüyorum.Herkesin hayatında hoşuna gitmeyen ya da istediği şeyin aksine gerçekleşen durumlar vardır ve her zaman da olacaktır.Hayat, hiçbir zaman dört dörtlük yani mükemmel değildir. Belki öyledir de, biz hangi taraftan bakacağımızı bilmiyoruzdur.Belki sorun zannettiğimiz şeyler, aslında bizim için birer avantajdır.Sorun olarak gördüğümüz bu istemediğimiz durum, belki de bizi başkalarından bir adım öteye götürecektir.Hayat her zaman bir yarış değildir elbette ; ama , bazı konularda erken olgunlaşmanın bence fazla bir sakıncası yoktur.
Bu konularda genel olarak klasik bir tabir kullanılır: “Bardağın boş ya da dolu tarafından bakmak.” Ben böyle düşünmüyorum.Bardak sınırlayıcı bir benzetme olur yaşam için.Yaşam bir okyanustur.Bu okyanusun neresine kadar yüzeceğimiz ya da ne kadarını keşfedebileceğimiz bizim yaşamayı öğrenmemizle ilgilidir.Bilmiyorsanız kenarında boğulur, okyanusun dalgalarıyla bir o yana, bir bu yana sürüklenir; kimi zamanda akıntılara kapılarak bilinmezliklere sürüklenirsiniz.
Yaşam kimileri için çok kısa olabiliyor.Kimi daha konuşamazken veda etmek zorunda kalıyor, kimi kanı deli deli akarken.Kimi gökyüzüyle tanışamazken, kimi hayattan bıkmış halde ölümünü bekliyor.Zaman bu kadar adaletsizken insanlara karşı; biz neden bir şeyleri yaşamak yerine zamana bırakıyoruz ? Neden acılarımızın üstünü sıyırıp geçmek varken ; zaman denen doktora teslim ediyoruz ?Bu doktoru neye benzetiyorum, biliyor musunuz ? Devlet hastanelerinde günde nerdeyse 200 hastaya bakan, çoğuna da aynı ilacı veren bazı doktorlar olur ya , işte onlara.( Öyle olmayan doktorları tenzih ediyorum tabi, anlayışlarına sığınıyorum) Hayatımız neden kalabalıklara emanet olsun? Neden dakikaları esir alıp onların içini doldurmak varken, acılarımızı silmeleri için onlara esir oluyoruz ?
Hayatımda tek korktuğum şey ; yaşayabileceğim güzelliklerin çoğunu yaşayamadan hayata veda etmekti.En azından önemli bir kısmını yaşamış olduğum için mutluyum ve rahatım. Bence insanın endişeleneceği en önemli konu bu olmalı: Yaşamak ya da yaşamamak !

Siz de hayatın içini doldurun.Yeni umutlar, yeni başlangıçlar diliyorum.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*